Archive for Eylül, 2007

Ataçağ Cem Kapyalı

KİTABIN ADI    :    ATAÇAĞ
YAZAR ADI        :    Cem KAPYALI
YAYINEVİ        :    ADA KİTABEVİ
BASIM TARİHİ    :    1996

1.    KİTABIN KONUSU:

Kitapta, birçok sorunlarla karşılaştığımız günümüz Türkiyesi ile Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerinde ve Cumhuriyet’in başlarında canla başla mücadele etmiş olan genç Türkiye arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır.

2.    KİTABIN ÖZETİ:

Ataçağ, Can Kapyalı’nın 1905 ile 1938 yılları arasına koymuş olduğu addır. Gerçekten de bu dönem, Anadolu’nun bağrında doğan yeni bir çağdır. Artık “Hasta Adam” olarak kabul edilen; Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine yepyeni, çağdaş bir  cumhuriyet kurulmuştur.

Cem Kapyalı, bu kitapta olaylara farklı bir gözle bakıyor. Özellikle günümüz insanının dünyaya bakış açısı ile Kurtuluş Savaşı’nı destanlaştıran genç kuşak arasında bir değerlendirme yapıyor.

Osmanlı İmparatorluğu Mustafa Kemal Ataürk’ün; yetişme evresinde artık yitirilmiş bir devlettir. Büyük devletler (İngiltere, Fransa, Rusya) bu pastayı paylaşma planlarıyla yıllarca süren savaşlarla önce Macaristan’ı elimizden almışlar, daha sonra da çeşitli dalavereler ve propagandalarla 600 yıllık imparatorluğun göz bebeği Balkanların bağısız hale gelmiş Balkan devletleri tarafından ist6ila edilmesine göz yummuşlardır.

I.Dünya Savaşı yılları imparatorluğa son darbenin vurulduğu dönemdir. Tabi ki; Enver Paşa ve kurmayları İmparatorluğu birçok hayalle de olsa geri almayı amaçlıyordu. Bu uğurda Sarıkamış’da ve Suriye, Irak,Suveyş ve Yemen’de daha bıyığı terlememiş genç delikanlılar şehit oldu. Mustafa Kemal Bey’in Ataçağ’ı başlattığı Çanakkale Zaferi’yle tüm dünyaya tekrar Türk’ün azim ve kararını gördü.

Kurtuluş Savaşı; işgalci İtilaf Devletleri’nin doyumsuz isteklerinden ve Türk milletinin boyunduruk altına girmek istememesinden doğdu. Türk insanı, büyük bir çaba ve önderinin yol göstericiliğiyle bu ateş çemberinden 1923 yılında; hem özgürlüğünü tüm dünyaya ilan ettiği Lozan Antlaşması’nı, hem de yepyeni, çağdaş bir cumhuriyeti doğurdu.

Yıl 1996, kitabın yazıldığı tarih; Türk insanı Atalarının bıraktığı azmi ve kararlılığı kaybetmek üzere. Ama halen Türk Ordusu’nun önderliğinde bir çağ devam etmekte: O da ATAÇAĞ…

3.    KİTABIN ANAFİKRİ:

Geçmişimize bakarak öncelikle sistemimizi tekrar gözden geçirmeli ve yeni oluşumlarla, yeni anlayışlarla yepyeni bir demokrasi anlayışı oluşturmalıyız. Yani Atatürk’ün bize 1938’de bırakmış olduğu çalışkanlık meşalesini tekrar yakmalı ve bu meşaleyle yeni ufukları aydınlatmalıyız.

4.    YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:

Can Kapyalı, 1929 yılında İstanbul’da doğdu. Babası bir subaydı. Ankara Üniversitesi Dil-tarih-coğrafya bölümünü bitiren Can Kapyalı birçok tiyatro eseri sundu. 1996 yılında babasına ve ailesine ithafen Ataçağ adlı kitabını yazdı. Halen Ankara’da oturmakta olan Can Kapyalı evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorumlar

Lider ve Demagog

KİTABIN ADI    Lider ve Demagog
KİTABIN YAZARI     Şevket Süreyya AYDEMİR
YAYIN EVİ VE ADRESİ    Remzi Kitapevi A.Ş.Selvili Mescit Sok.No.:3 / 34440Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ     Eylül 1997

KİTABIN YAYIM MAKSADI    Türkiye’de uzun yıllar boyunca temelde değişiklikler olmadığını görüpte karamsarlığa düşenlere; Türk milletinin büyük önderi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yolunda yürüyerek yeni ufuklara ve modern türkiye’ye ulaşılabileceğini anlatmaktır.

KİTABIN ÖZETİ :
LİDER VE DEMAGOG :
Lider, bir önder şahsiyettir. Demagog ise liderin taklitçisi, siyaset adına oyun bozanlık yapan sahtecisidir. Bu sahtekarlar, eğitimden yoksun yada eğitimi yetersiz ülkelerde hiçbir vicdan sorumluluğu duymadan halk önünde esen rüzgara göre konuşan, kendine geçer akçe saydığı ucuz sloganlarla halk önünde düzenbazlık yapanlardır. Örneğin; bizdeki din ticaretini ustaca yapanlar Demagoglardır. Onlar eyyamcı, günün ve değişen rüzgarların karaktersiz adamlarıdır. Önder şahsiyet olan lider ise kendisine Tanrı’nın sunduğu kabiliyetlerle beraber ömrü boyunca edinilen kültürlerin, yaşanılan tecrülererin bir ürünüdür.
Lider kendini bildiği gibi, hem içinden geldiği toplumu, hemde dünyanın gidişini gerçek durum ve sorunlarıyla bilir. Bu husus onu macera atılımları ve demagojik akımlardan korur. Liderde eylem ve bilgi disiplini vardır. İşte bu disiplin onun karakterini oluşturur. Bu karakter, hem onu güçlendirir hemde inanılan ve önder bir insan yapar.
Ülkemizde bugün için demagoglar sahnededir. Ancak bunlar yalnız değildir. Halkın sağduyusu ve yetişmekte olan aktif çocuklarımız oyunları bozabilecektir. Bugüne bakıpta ümitsizliğe düşülmemelidir, çünkü ümitsizliğe düşeceğimiz gün, iç ve dış düşmanlarımızın beklediği gündür.
(Makale 30 EYLÜL 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanmıştır.)
FİKİR ATATÜRKÇÜLÜGÜ VE KELİME ATATÜRKÇÜLÜĞÜ :
Fikirlerin ve doktrinlerin büyük talihsizliği, bir gün gelip kelimeleşmeleridir. İnsanlığa yeni fikirler getiren ve yeni doktrinleri veren düşünür ve önderlerinde bir gün gelip donmuş putlar haline sokulmalarıdır.
Şimdi Türkiyemizde fikirleri ve doktrinleri kelimeleştirme, fikir ve doktrinlerin önderlerini put haline getirmenin büyük gayretleri ile karşı karşıyayız. Bu çabalar ulu önder Atatürk’e yöneliyor. Dikkat etmeliyiz ki Atatürkçü fikirler, kelime Atatürkçülüğüne dönüştürülmeye çalışılıyor. Bilgisizlik, tembellik veya taassup yüzünden ne Atatürk’ü nede Atatürkçülüğü dondurmaya hakkımız yok. Biz asıl Atatürk’e yönelelim. Yalnız sözde kalan şekil ve suret haline getirilmiş Atatürk’e değil hakiki, yaşayan ve uzun süreli ilkeler koyan Atatürk’e…Çünkü hakiki Atatürkçülük; sadece O’nun adını haykırmak değil, Onu anlamak, izah etmek ve savunmaktır.

(Makale 24 OCAK 1962 tarihinde Yön Dergisinde yayımlanmıştır.)
KEMALİZM ORTA MALI DEĞİLDİR :
Ne liberalizm, ne sosyalizm, yalnız Kemalizm diyerek Atatürkçülüğü kendi maksatlarına uygun kullanmak isteyen menfaat gruplarının dikkati çekilerek, Atatürk’ün mirasının ortalık malı olmadığı, Kemalizmin ise bir eskici dükkanından kiralanan, kırk kalıba uydurulmuş bir elbise gibi, her boya, her boyaya uysun diye çekilip çekiştirilecek bir sahipsiz mal olmadığı vurgulanmaktadır.
( Makale 11 NİSAN 1962’de Yön Dergisinde Yayınlanmıştır.)
ARTIK DEVLETÇİLİK YETMEZ :
Türkiye’de devletçilik öldü diyen bir kısım siyasiler ve müteşebbisler; Atatürk’ü devletçiliğe mevbur eden tarihi, siyası, iktisadi zorlukları, yani tek kuruş sermaye yardımı görmeyen 1922-1929 Türkiye’sini bilmiyorlar. Atatürk’ün elinde doğan devletçilik kimlerin elinde ölüyor. Ancak yanlış olan bir husus var; devletçilik ne ölmüş, nede öldürülmüştür. 1945-1950 arasınad ihmal ve inkar 1950-1960 yılları arasında ise soysuzlaştırılmıştır. 27 Mayıs’tan sonrada uyuşturulmuştur. Şimdi ise kansız ve hastadır ama yaşamaktadır
Bu gün için eski devletçilik yetmeyecektir. Her sahayı içine alan özel teşebbüse yer veren, yalnız iktisadi bir devlet işletmeciliğinden çok, milli hayatın içinde sosyal bir düzen olacaktır.
(Makale 12 EYLÜL 1962’de Yön Dergiside Yayımlanmıştır.)
İNKAR EDİLMEK KAHRAMANLARIN KADERİ :
Mustafa Kemal Atatürk dünyaya gelmiş en büyük liderlerden biridir. Bize bıraktığı değerler ve müesseseler sayesinde Cumhuriyeti yaşıyoruz. Cumhuriyeti bize emanet eden bu lidere yapılan saldırılara karşı tek bir vücut halinde; duyarlı ve ilgili olmamız gerekmektedir. En önemli görevimiz budur. Kahramanlar daima yaşatılmalıdır.
(12 NİSAN 1970’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayımlanmıştır.)
KIYAMET ALAMETLERİ :
Kıyamet dağların, taşların devrilmesi, dünyanın parçalanması demek değildir. Kimi ülkelerde sınıflar dolarken, ders saatlerinde kahvehaneler dolarsa, oralarda kitaplıklar çalışırken bizde boş kalırsa, oralarda kafaların içi olgunlaşırken bizde kafaların dışı saç sakal oyunları ile çirkinleştirilir ve değerli zamanlar yağmaya verilirse işte o zaman kıyamet kopmuştur.
(Makale 03 EYLÜL 1974’te Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
ARTIK BİRAZ DİSİPLİN :
Demokrasi, bir halk eğitimi işidir. Eğitim eğer yetersiz ise, o rejimde demokrasi adına ya demagog, yada halktan kopmuş laf ebesi politikacılar konuşur.
Ülkenin ürettiği temel ürünlerin dışardan ithal edilmeye başlanması, ihrac edilen mallardan elde edilen gelirlerin petrol ödemelirine harcanması iktisadi tutsaklığın ta kendisidir. Bu olayların düzeltilip, disiplin altına alınması gerekmektedir. Bu da elbet hükümet denilen kuruluşun, her alanda haysiyet ve itibarını kurmak, korumak ve yerleştirmekle olur. Daha önceden gelen aksaklıklar, yetersizlikler olabilir. Ama bunlar ciddi bir devlet anlayışı ve gerçek bir devlet adamlığının “irade “ ve ileri görüşlülüğü ile, elbette ki düzeltilebilir. Bu koşul disiplinle olacaktır.
(Makale 11 KASIM 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
KAPTANLAR KAVGADA :
Devletin yaşantısında itici güç olacak yerde fren olmak durumuna düşülürse o rejimre bir düzensizlik ve şüphe pekala mümkün olacaktır.
Şu an Milli iradeyi temsil eden şahısların kaprisleri, şahsi yetersizlikleri, nazları ve afolunmaz hataları düşündürücüdür. Artık bir Milli seferberlik lazım, milletin duyduğu tedirginliği ortadan kaldırmak gerekmektedir. Buda parlamento sayesinde olacaktır. Parlamentonun içinde bulunanlar kaprislerini bırakmalı, çelişme ve dalaşma yerine sorunlara çözüm bulmalıdırlar.
(Makale 09 ARALIK 1974’de Cumhuriyet Gazetesinde Yayınlanmıştır.)
DOĞUM AĞRISI MI TÜKENİŞ Mİ ?
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara gereksinim vardır.
Bugün memleketimizde, kavramlar öyle karışmış, akımlar öyle soysuzlaşmış ve adına politika denilen sefaletle, politikacı denilen şaşırmış insanlar öylesine birbirine girmiş, öylesine itibarsızlaşmışlardır ki, bu durumu Bizans’ın son günlerine benzeten yazarlar bile görülmüştür. İşte bu durum içerisinde;
Milletçe yeniden uyanış, yeniden bir doğuş, yeniden bir düzenleme sağlayacak, laf ebeliği yapmayan, yeni insanlara, gerçek aydınlara gereksinim var.
(Makale 22 MART 1976’da Cumhuriyet Gazetesinde Yayımlanmıştır.)
SONUÇ :
A. KİTABIN ANA FİKRİ :
Yazar Şevket Süreyya AYDEMİR, “Lider ve Demagog” isimli eserinde Türkiye Cumhuriyetinin, kuruluş yıllarından bu yana; büyük önder Atatürk ve Türkiye tarihindeki çatışmaları inceleyip bunlara ışık tutmaya çalışmıştır.
Yazar, eserinde; Türkiye Cumhuriyeti’ni bekleyen tehlikeleri ve tehditleri irdelemiş; zamanın aydınlarına ve gençlerine düşen görevleri açıklamış ve toplumu bu konularda uyarmıştır. Parlamenter sistem içindeki parçalanmaları, ileride kurulabilecek hükümetler açısından çıkabilecek tehlikeleri göz önüne sermiştir. Bunun yanında demokrasi rejimini bekleyen tehkileri de eserinde açıklamıştır.
Şevket Süreyya AYDEMİR’e göre gerçek aydın; hem bilginin ve fikrin bayrağını yüceltir, hem de çağdaşlık ve milliyetçiliğin tohumlarını ülkemizde filizlendirebilir.
B. KİTABIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER :
Eser; yeni nesile Cumhuriyet ve demokrasiye kasteden tehlikeleri ve kurtuluş yollarını göstermektedir. Bu anlamda yeni nesile görevi hatırlatılmakta ve bu konuda ayrıntılı bilgi verilmektedir.

Yorumlar

Neva Ilgın Olut

KİTABIN ADI                 :NEVA
KİTABIN YAZARI          :Ilgın OLUT
YAYIN EVİ VE ADRESİ:Dünya Yayıncılık/İSTANBUL
BASIM YILI                    :1998

1-KİTABIN KONUSU                     :
Kitapta çok genişçe yer verilmekte olan gençlik yılları sendromu yaşanmaktadır.Yazarın bunu bu kitapta ne kadar iyi işlediğini görmakteyiz.Sonu acıda bitse kitap bize gençlik yıllarındaki bir erkek ve kızın ilişkilerini tam anlamıyla anlatıyor.

2-KİTABIN ÖZETİ                          :
İlk olarak yolculuğumuza İzmir’de başlıyoruz.Lise yıllarındaki dört delikanlıyı tanıyoruz.Hepsinin kendine göre hayalleri var.Bütün gençler şehirlerindeki bir üniversitede okumak istiyor.Ama Ilgın illede İstanbul’u istiyor.Babasıda ünlü bir doktor olan Ilgın İstanbulda bir tıp fakültesini kazanıyor.İlk dört senesi çeşitli deneyimlerle geçiyor.Hep hayalindeki gerçek kızı arıyor.En sonunda istediği gerçek kızı Neva’yı buluyor.Birlikte çok mutlu oluyorlar.Hatta işleri o kadar ciddiye vardırıyorlar ki ailelerinide tanıştırıp nişanlanıyorlar.Tan evlenme arifesindeyken Neva’nın gençlik yıllarında yaptığı çok küçük bir hatadan kavga ediyorlar ve Neva intihar ediyor.Ilgın doğal olarak yıkılıyor ve kitap sona eriyor.

3-KİTABIN ANAFİKRİ                    :
Kitapta verilmek olan çok kuvvetli iki olay var.Birincisi kesinlikle başkalarını geçiş olan gençlik hataları yüzünden yargılamayın.İkincisi hayata bakarken daha geniş bir pencereden uzanın.

4-OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Olaylar ve şahıslar yazar tarafından çok ince elenip sık döşensede akıcı kitap içerisinde çok iyi ayırt edilebiliyor.

5-ŞAHSİ GÖRÜŞLER                          :
Bana göre kitap konusu bakımından çok güzel bir kitap.Güzel olmasının iki nedeni var.Birincisi verilen olayın gerçekten alınmasıdır.İkincisi yaşanılan olayların herkesin başına gelinebilir olmasıdır.

6-YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ      :
Yazarın fazla bir yazarlık deneyimi olmadığını okuyan herkes anlayabilir.Ama yazar kitabında çağrışım tekniğiyle yazması hatasını azda olsa örtüyor.Yazarımız İzmir doğumludur.Bu kitap onun ilk denemesedir.Halen Ankara’da doktorluk yapıyor.

Yorumlar

hosting