Archive for Eylül, 2007

Fatih-Harbiye Peyami Safa

KİTABIN ADI:FATİH-HARBİYE
KİTABIN YAZARI:PEYAMİ SAFA
YAYIN EVİ:ÖTÜKEN
BASIM YILI:1973

1.KİTABIN KONUSU :
Osmanlı medeniyetinin getirmiş olduğu geleneklerden sıyrılan yeni medeniyetin aile ve ailedeki bir birey üzerine etkisi.

2.KİTABIN ÖZETİ:
Neriman ve Şinasi uzun yıllar beraber büyümüş komşu çocuklarıdır ve çok içli dışlıdırlar.Neriman ve Şinasi çoğu zamanlarını birlikte geçirir,birlikte evden çıkar,birlikte gezerlerdi.İkiside Fatih’deki Darüllelhana(güzel sanatlar fakültesi) giderlerdi.Oturdukları mahalle ,arkadaşları ve hatta Neriman’ın babası olan Faiz Bey de onları özdeşleştirmiş ve artık adeta nişanlı sayıyorlardı.Oturdukları Fatih, eski Osmanlı kültürünü hala yaşıyordu.Örneğin belli yer ve  zamanlarda   bilgi sahibi olan kişiler çeşitli konularda uzun tartışmalara girer,kültürel sohbetler ederlerdi.Faiz Bey ve Şinasi de musiki konusunda bu sohbetlere iştirak ederlerdi.
Fakat Neriman bu kültürden hiç hoşnut değildi.O modernleşen yeni İstanbul’da yaşamak ve bu kültürden kurtulmak istiyordu ve birgün Macit’le tanıştı.Macit tam Neriman’ın arzu ettiği bir insandı.Modern giyiniyor,modern yaşıyordu.Neriman bu tanışıklıktan sonra kendini Şinasi’den uzak hissetmeye başladı.Artık ister istemez Şinasi’ye soğuk davranıyordu.Neriman’ın bu hali Şinasi’nin gözünden de kaçmış değildi.Bir gün darüllelhandan sonra Neriman’ın nereye gittiğini öğrenmek için onu takip etti ve gördü ki Neriman  heyecanla Macit’e gidiyor.Bu olay Şinasi’nin dünyasını başına yıkmıştı.Artık o günden sonra Neriman’la konuşmamaya başladı.
Birgün Macit Neriman’ı bir baloya davet etti.Neriman o güne kadar ne bir balo görmüş, ne de öyle bir yere gitmişti.Neriman baloya gitmek için çok arzuluydu fakat Faiz Bey’den izin alması hiç de kolay görünmüyordu çünkü Şinasi’yle arasının bozuk olduğunu bilen babası bu olaya çok üzülüyordu çünkü Şinasi’yi artık bir damadı gibi görüyordu.Ancak Neriman baloya gitmeyi çok istediğinden bunları göze almıştı.Babasına balo meselesini açtı ve izin alabildi fakat baloya Şinasi’siz gideceğini söyleyemedi çünkü o güne kadar hiç bir yere Şinasi’siz gitmemişti.Olayı ister istemez Şinasi’ye açtı ve Şinasi de baloya gitmeyi kabul etti.
Ertesi gün Neriman baloya elbise için Beyoğlu’na gitti ve gitmişken fikir almak için teyzesinin kızlarına uğramayı düşündü.Oraya gittiğinde teyzesinin kızları ona bir hikaye anlattı.Hikaye şöyleydi:bir Rus kızı senelerce beraber olduğu sevgilisini zengin bir erkek için terk ediyor fakat aradığı saadeti bulamıyordu ve eski sevgilisine geri döndüğünde ise adam onu kabul etmiyor,bunun üzerine kız intihar ederek hayatına son veriyordu.
Neriman bu hikayeyi duyunca koşarak evden çıktı ve duyduğu hikayeyi kendi yaşantısına uyarladı.Hikaye tıpkı kendi yaşantısının resmiydi.Daha sonra Macit’i düşündü:davranışları ne kadar da yapaydı.O güne kadar onu aldatmaktan başka birşey yapmamıştı.Bunun üzerine kararını verdi:baloya gitmeyecek,Macit’ten vazgeçecekti.
Neriman samimi olmayan modern hayattan kurtulmuş Şinasi’ye geri dönmüştü.

3.KİTABIN ANA FİKRİ:

Toplumda yeni yerleşen batı medeniyetinin, kendi kültürümüzünde var olan samimiyeti taşımadığı.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Neriman:Batı medeniyeti tutkunudur,öyleki bu tutku yüreğindeki sevgiliyi değiştirebilecek bir tutkudur.
Şinasi:Kendi medeniyetinden vazgeçmek istemeyen ancak Neriman’a tutkusundan bazı ödünler veren bir karakterdir.
Faiz Bey:Tıpa tıp Şinasi’nin özelliklerini taşımaktadır.
Macit:Yeni yerleşen medeniyeti yaşayan,modern bir insandır

5.ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kitap,bir roman için çok kısaydı ve sadece dört kişinin arasında geçiyordu.Fakat işlediği konu bakımından önemli mesajlar veriyordu.Toplumda yeni yerleşen batı medeniyetinin kültürümüzün bize yansıttığı  samimiyeti vermediği anlatılıyor ve kendi kültürümüze geri dönüş imajı veriliyordu. Ama yine de bu kitap, Peyami Safa’nın okuduğum bir çok kitabının tadını vermedi.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Peyami Safa

(1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da öldü.

Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noralya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959). Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980). Oyunu: Gün Doğuyor (1932). İnceleme- denemeleri: Türk İnkılâbına Bakışlar (1938), Büyük Avrupa Anketi (1938), Felsefî Buhran (1939), Millet ve İnsan (1943), Mahutlar (1959), Mistisizm (1961), Nasyonalizm (1961), Sosyalizm (1961), Doğu-Batı Sentezi (1963), Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970), Osmanlıca-Türkçe- Uydurmaca (1970), Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971), Din-İnkılâp-İrtica (1971), Kadın-Aşk-Aile (1973), Yazarlar-Sanatçılar- Meşhurlar (1976), Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976), 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976). Ders Kitapları: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929), Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (I-IV, 1929), Yeni Talebe Mektupları (1930), Büyük Mektup Nümuneleri (1932), Türk Grameri (1941), Dil Bilgisi (1942), Fransız Grameri (1942), Türkçe İzahlı Fransız Grameri (1948).

Yorumlar

Nesl-i Ahir Halit Ziya Uşaklıgil

KiTABIN ADI                      : NESL-İ AHİR
KiTABIN YAZARI               :Halid ZiYA UŞAKLIGiL
YAYIN EVi VE ADRESi    :İNKILAP KİTAP EVİ / Ankara Caddesi No. 95-34410 İSTANBUL
BASIM YILI                          :  1990

KİTABIN KONUSU            :    Kitap Osmanlı Devleti’ nin son kuşak gençliğini, Saray ve çevresini, gençliğin nasıl çöktüğünü konu almaktadır.

KİTABIN ÖZETİ                 :

Süleyman Nüzhet, yüreği vatan sevgisiyle çarpan bir  Osmanlı aydınıdır. Abdülhamit döneminin baskıcı yönetiminden bıkmış ve soluğu  Fransa’da almıştır. Yıllar önce vefat eden karısından olan kızı Azra ise İstanbul’da kolejde okumaktadır. Artık memlekete dönme vakti gelmiştir, kızını daha fazla yalnız bırakmaya hakkı yoktur. İstanbul’a dönerken yalnız değildir. Yanında ecnebi memleketlerde eğitim görmüş; fakat çok şükür devşirelememiş vatan evlatları vardır: Şakir ve İrfan… Süleyman Nüzhet bu gençlere çok güvenmektedir. Ona göre Devlet’i bu çirkef durumdan ancak ve ancak bunlar gibi vatan evlatları kurtaracaktır(yani tüm kurtuluş ümidi gençlerdedir). Memlekete döndükten sonra Saray adamları Süleyman Nüzhet ve onun yanındaki gençleri takip etmeğe başlamışlardır. Çünkü Avrupa’daki jöntürk hareketlerine katıldıklarından şüphelenmektedirler ve oradaki faaliyetler hakkında bilgi almak istemektedirler. Bunun en iyi yolu; gençlere bazı mevkiler vaat ederek onları kendi lehlerine kullanmaktır. Bundan sonra Şakir’ i ve İrfan’ ı kazanmaya çalışırlar. Şakir, çok iyi bir delikanlı olmasına rağmen sağlam bir fikir telakkisine sahip olmadığından çok kolay kandırılır. Daha sonra Saray adına, vatansever Osmanlı aydınlarının ecnebi dillerde yayımlanan yazılarını çevirdiğine pişman olur,ama iş işten geçmiştir artık. İrfan, Şakir’e göre daha sağlam bir fikir telakkisine sahiptir; fakat o da babasını öldürenlerden intikam almak için Saray çevresinde dönen pis işlere bulaşmaktan kendini alıkoyamaz. Süleyman Nüzhet’in kızı Azra ise bir başka Osmanlı gencidir. Çok kültürlü bir kız olmasına rağmen klasik  Osmanlı hatunu olma isteğindedir ve Süleyman kızını  İrfan ile başgöz etmek isteğindedir. İrfan annesinin ölümüne dayanamayıp intihar eder.Memleketin diğer gençleri ise Saray ve çevresinin pislikleriyle haşır neşir olmuşlardır. Osmanlı Devleti’ nin kurtuluşu başka bahara kalmıştır.

KİTABIN ANA FİKRİ           :

Osmanlı gençliği(ki Halid Ziya Uşaklıgil’ in Osmanlı gençliğinden anladığı İstanbul gençliğidir) bu Devlet’ i düze çıkaracak güce ve kudrete sahip değildir.

OLAYLAR VE ŞAHILARIN DEĞERLENDİRİLMESİ        :

Süleyman Nüzhet bilgili, kültürlü ve yüreği vatan sevgisi ile çarpan bir Osmanlı aydınıdır. Müthiş bir gözlem yeteneği vardır. Şakir, çok iyi bir insan olmasına rağmen sağlam bir karaktere sahip değildir.İrfan ise aksine sağlam bir karaktere sahip, ailesini çok seven biridir.

KİTAB HAKKINDAKİ  ŞAHSİ  GÖRÜLÜŞLER                      :

Kitap, Halid Ziya Uşaklıgil’ in müthiş üslubunun kendini hissettirdiği, her Türk gencinin okuması gereken bir eserdir. Kitap kahramanların en cahili bile müthiş ağır bir dille konuşmaktadırlar. Yani kahramanlar Saray ve çevresinden seçilmiş. Her ne kadar Anadolu İnsanı’ ndan pek bahsedilmemişse de Osmanlı’ nın çirkef yanlarına ışık tuttuğu için önemli bir eser.

KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ                     :

Halid Ziya Uşaklıgil (1866-1945 ) Servet-i Fünun romancılarındandır. İstanbul’ da doğdu ve yine bu şehirde öldü. İlk tahsilinden sonra Fatih Askeri Rüştiyesi’ ne gitti ve 17 yaşında okuldan ayrılda.1884′ te “Nevruz” gazetesini daha sonra “Hizmet” ve “Ahenk” gazetelerini kurdu. İzmir Rüştiyesi’ nde   Fransızca öğretmenliği yaptı. İdadide Türk Edebiyatı dersi okuttu.Reji Müdürlüğü başkatibi oldu. Servet-i Fünun dergisine girdi ve en büyük romanları burada yayımlandı.Darülfünun’ da Batı Edebiyatı dersleri verdi. Mabeyin Başkatibi, Ayan Üyesi oldu. Sessizliği, batı müziğini ve kitap okumayı, çiçekleri severdi. Fransızca, İngilizce, Almanca, İyalyanca, Farsça, Arapça bilirdi. Roman, hikaye, mensur, tiyatro, şiir, hatıra, hitabet, edebiyat tarihi, makale türünde eserler verdi. Romanlarında sosyal ve psikolojik konuları işler. Kahramanları gerçek hayattan alınmıştır.150′ den çok hikayesi vardır. Modern Türk hikaye ve romanının babası sayılır. Çevirileri de vardır.

Yorumlar

Zambaklar Açarken Kerime Nadir

KİTABIN ADI    : ZAMBAKLAR AÇARKEN
KİTABIN YAZARI    : KERİME NADİR
YAYIN EVİ    : AKA
BASIM YILI    :1980

KİTABIN KONUSU:

Babası tanınmış bir yazar olan ünlü bir futbolcunun,babasından habersiz bir şekilde evlenmesi ve maçlarından dolayı ülkesine dönemediği için,karısını babasına emanet etmesiyle başlayan olaylar birbirini izler.

KİTABIN ÖZETİ:
Herşey o mektupla başlamıştı.Otele geldiğinde, geniş koltuklardan birine oturdu.Dogrusunu söylemek gerekirse, önce bu işi muzip oğlunun bir şakası sanmıştı.Fakat otelin kayıt defterindeki o oda ayırttırılmış ve isimde aynı şahsa aitti.O an başından aşağı soğuk terler boşalıvermişçesine yerinden fırladı ve doğruca 216 numaralı odanın önüne gitti.Kapıda rahatsız etmeyin yazısını görünce bu işi yarına bırakmaya karar verdi.Akşam otelin barına gittiğinde genç güzel bir kız alkolün vermiş olduğu etki ile üstündekileri tek tek çıkartıyor ve Oğuz Bey’e öpücükler atıyordu.Buna daha fazla dayanamayarak odasının yolunu tuttu.

Ertesi sabah tekrar odanın önüne gidip kapıyı çaldığında, içerden gelen küstah cevaplar iyice sinirini bozmaya yetmişti.İçerdeki o ses, kapıyı açtığında büyük bir şok yaşadı.Ona bakan yüz, akşam barda üstünü başını çıkartıp dans eden kızın ta kendisi idi.o anda oğlunun niye böyle bir işe kalkıştığını düşünerek kızgın bir şekilde hazırlanmasını söyleyerek buradan gideceklerini söyledi.Çiftliklerinin yolunu tutarken ikiside konuşmuyor,gözlerini yoldan ayırmıyorlardı.Derken Perran özür dilercesine bir şeyler mırıldanıyordu.Fakat hiç bozuntuya vermeden yoluna devam eden Oğuz Bey, çiftliğe geldiklerinde evin işlerine bakan  İclal Hanıma onu tanıştırmak için ağzını açtı.İclal Hanım da onu pek sevmemiş olacak ki yüzü bir karış açık şekilde işlerim var diyerek oradan uzaklaştı.Bu huzursuzluk devam ederken yanına gelen Perran,özür diliyor ve böyle çılgınlıkların bir daha olmayacağını tekrarlayarak Oğuz Bey’in gönlünü almaya çalışıyordu.

Bundan sonra,aralarında büyük bir yakınlaşma başlıyor ve sık sık çiftlikten uzak,geceleyin geri dönmeyen geziler başlıyordu.Bu durum gelinini önceden tanıştımış olduğu yakın arkadaşı, Sabir; halası, Tomris Albat ve ev halkını rahatsız ederdi.Bu geziler,bu yakınlaşma yanlış anlaşılmaya neden oluyor olmalı ki Sabir, Oğuz Bey’İn odasına girerek ona tehditler savuruyordu.”Oğlunun karısıyla nasıl böyle bir ilişkide bulunabilirsin?”gibi sözler sarfettiğinde sorun anlaşılmıştı.Oysaki bu ilişki aralarında kurmuş oldukları büyük dostluktan başka birşey değildi.Onu tersleyerek odadan çıkmasını sağladı.Ertesi sabah Perran ile çıkmış oldukları at gezisinde büyük bir patlama duyuldu ve ardından Sabir çalılıkların arasından görüldü.

Anlaşılan av merakı devam ediyordu.Ama neredeyse ikisinden birini vuracaktı .Eve döndüklerinde oğlundan gelen telgrafta, ilk uçakla geliyor olduklarını yazıyordu.Hava alanına vardıklarında büyük bir seyirci kitlesi futbol kafilesini bağrına basıyordu.Tabi bunların içerisinde oğlu da vardı.Oğlu Mete koşarak yanlarına geldi ve tek tek herkese sarıldı.Perran buna pek sevinmemiş gözüküyordu.Anlaşılan aramızdaki o muhteşem dostluğun bozulmasından korkuyordu.O sırada uçağın kapısında bir kadın belirdi ve Mete babasına  onu işaret ederek “İşte karınız babacığım” diyordu.O boşanmak üzere olup ne zamandır görmediği karısı  Mediha oğlunun mürveti için geri dönmüş ve halası Tomris sayesinde boşanma kayıtlarını iptal ettirmişti.Oğuz Bey Mediha soğuk bir şekilde karşıladı.Çünkü her zaman ki gibi işlerine karışacak ve onu bir kölesi gibi kullanmaya devam edecek kendini beğenmiş biriydi.Sabir anlatmış olacak ki o da Perran’ı görünce pek sevinmemiş olduğu yüzünden okunabiliyordu.Çiftliğe gittiğinde Mete arkadaşlarını çağırdığını ve karısı ile birlikte yurt dışına giderek orada bir takıma transfer olmak istediğini söyledi.Perhan buna karşı çıkarak hiçbir yere gitmeyeceğini söylüyor Mete de onu yatıştırmaya çalışıyordu.

O akşam beraber dışarı çıkan Mete ve karısı eve döndüklerinde Mete yalnızdı.Mete’nin ağzını bıçak açmıyordu.Perran’ı bulmaya gittiğinde Mete’den boşanmak istediğini söylüyordu.Bu çok iddialı bir söz idi.Perran konuşmaya başladı.Yurt dışına gitmek isteyişinin sebebinin zenci bir metresinin olduğu idi.Bu arada Mete yurt dışına gitmiş ve bir ön anlaşma imzaladığının haberi gelmişti bile.Bunun üzerine Perran ‘ı çiftliğe getiren Oğuz Bey,evde Sabir ve karısının asık suratlarıyla karşılaştı.Ertesi sabah yine atla geziye çıkmaya karar verdiler.O gün zambakalar daha da büyümüş ve güzelleşmişlerdi.Şelalenin önüne geldiklerinde yine korkunç bir patlama ve Perran atın üstünden düşüyordu.O sırada Sabir çalılıklar arasından çıkarken Mete’nin namusunu kurtardığını haykırıyordu.Oğuz Bey acele bir şekilde Perran’ ı kucaklayarak anayolu bulmaya çalışıyordu.Ama bir türlü kafasını toplayıpta doğru yolu bulamıyordu.Bulduğunda da zaten iş işten geçmiş,Perran ölmüştü.
Onun mezarını zambak bahçesinin ortasına yaptırdı.Ölüm haberini alan Mete, soluğu çiftlikte almış ve haberin doğruluğunun araştırıyordu.Gerçeği öğrenince yıkıldı ve onu annesinin yanına götürmek istediğini ve Sabirin de orda olduğunu söyledi.Bu büyük bir fırsat idi onun için.Eve gittiklerinde Sabir her zaman ki gibi içiyordu.Onu görür görmez katil diye üzerine saldıran Oğuz Bey’i gören oğlu Mete donup kalmış ve olayı yorumlamaya çalışıyordu.O anda herkes büyük bir şok içinde iken Mediha ilk uçakla onu yurtdışına kaçıracağını söyledi.Bunu duyan Mete babasının göstermiş olduğu tepkiyi tekrarlayarak Sabir’in üstüne yürüdü.O sırada Mediha “O senin gerçek baban” diyerek babası olduğunu yüzüne vurdu.”Onun gibi bir kadından başka bir şey beklenmez.” diyen Oğuz Bey kapıyı vurup çıktı.Arkasından metenin sesi duyuldu.Bunca sene babalık yapan Oğuz Bey’i bırakıpta başka birinin oğlu olmak onun onuruna dokunurdu.Olup biten her şey onlar  için bir rüyadan ibaretti sadece.

KİTABIN ANA FİKRİ:
Başkalarının karanlık görüşleri, mutlu dünyamızın ışıklarını karartmamalı.Gençliğinizisizden almış ve sizi şöylebir kenara itivermiş olan hayat,bazen vücudumuza zehirli bir neşterin ucuyla dokunuverir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Oğuz albatros:Olayların kahramanı,ünlü bir yazar.

Perran:Oğuz Bey’in gelini.Güzelliği ile herkesi etkileyen cıvıl cıvıl çılgın bir genç.

İclal Hanım:Evin işlerine bakan bir hanım.

Sabir:Oğuz Bey’in yakın arkadaşı.Karısıyla kavga ettiği bahanesiyle çiftliğe gelir ve durmadan içerdi.

Tomris Albat:Halası rolünü oynuyor.Yapmış olduğu eserler halk tarafından daha çok tutuluyor.

Mediha:Kendini beğenmiş,Oğuz Bey’I avcunun içine alıp istediği gibi yön verdiğinden dolayı birbirlerinden ayrılma kararı alan fakat daha sonra barışmak zorunda kalan ikili sonda büyük bir şok yaşatıyor.

KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Güzel bir eser,faydalı bir kitap.Okurken kişilerin düşüncelerini her iki yöne     de çekilebilir.İnsanı düşündüren,yorum yapmaya zorlayan bir eser.

YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:

Bebek Saint Joseph Sörler Okulu’nu bitirdi;ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937 de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerinde kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Bir çok baskısı yapılan bu romanlarının bazısı sinemaya aktarıldı. Anılarını Romancının Dünyası adlı kitapta topladı. Başlıca romanları arasında :
Yeşil Işıklar , Hıçkırık , Seven Ne Yapmaz , Gelinlik Kız , Uykusuz Geceler , Kahkaha , Posta Güvercini , Pervane , Esir Kuş ve Sonbahar sayılabilir.

Yorumlar

hosting