Özel Arama

Archive for Eylül, 2007

Kente Giden Yol Nathalia Ginzburg

KİTABIN ADI                    :KENTE GİDEN YOL
KİTABIN YAZARI           :NATHALİA GİNZBURG
BASIM YILI                     :1988

1)KİTABIN KONUSU:Kitap şehir yaşantısına çok fazla özenen Delia isminde bir kızın başından geçen olayları anlatmaktadır.

2)KİTABIN ÖZETİ:
Kitapta Delia isminde , şehir yaşantısını çok seven fakat köyde oturan bir kızın başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Delia beş kardeşli ,babası çiftçi,annesi ev hanımı olan ve yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan bir kızdır.Kardeşlerinden en büyüğü de kentte oturan Azelia’dır. Ailesi fazla zengin olmayan Delia’nın en büyük isteği bir an önce zengin bir kişiyle evlenip şehirde lüks bir hayata sahip olmaktı.Ablası Azelia böyle yapmıştı ve şu anda şehirde çok lüks bir hayata sahipti.Delia kente her zaman kardeşleri ve uzaktan bir akrabası olan Nini ile beraber gider , annesi ve babasının kıyafetlerinin kötü olmasından dolayı onlarla dolaşmazdı.Kente gidiş  dönüşlerde Delia ,Gulio isminde bir gençle tanışmıştı.Onu tanıdığı içinde çok mutluydu.Çünkü Gulio’nun babası çok zengindi ve o, Delia’dan çok hoşlanıyordu.Bir gün Delia’nın babasına  kızının Gulıo ile dolaştığı haberi geldi ve ona çok kızdı.Ama kız gene de buna aldırış etmiyor onla dolaşmaya devam ediyordu.Kız devamlı evlilik hakkında konuşuyor ve Gulio da ona sınavlarından sonra evlenebileceklerini söylüyordu.Bu arada kız bir de Nini ile beraber dolaşıyor ve Guilo da bu olaya çok sinirleniyordu.Birgün Delia çok hastalandı ve kendisinin hamile olduğunu anladı.Ama bunu annesine söylemeye çok korkuyordu.Gene de cesaretini topladı ve annesine bu olayı söyledi.Annesinin kızmasını beklerken ondan umalmadık bir tepki aldı.Annesi bir çaresinin bulunabileceğini söylüyordu.Babası bu olayı duyduğunda ise çok fazla sinirlendi.Onu neredeyse öldürebilirdi.Kızı babasının hiç göremeyeceği bir yere saklamayı düşündüler.Bu amaçla da onu evin tavanına yerleştirdiler.Bir süre sonra buranın uygun olmadığını ve kızın halasının yanına gitmesi gerektiğini söyleyip oraya yolladılar.Halasında kaldığı sürece çok az kişi ziyarete gelmişti .Ama Gulio hiç gelmedi.Delia’yı bir korku sardı.Gulio’nun onunla evlenmek istemediğini düşünmeye başlamıştı.Bir gün şehre onun yanına gitti ve oğlanla buluştu .Gulio ona evlenmelerinin çok yakın olduğunu söyledi.Aradan belli bir süre geçtikten sonra Delia çocuğunu doğurmuş ve nikah tarihi gelmişti.nikah oldu.Nikaha kızın annesi ve babasını kıyafetleri kötü diye götürmemişlerdi.Nikahtan sonra Delia ‘ya Nini’nin ölüm haberi gelmişti.Bunun sorumlusunun da Delia olduğu apaçık ortadaydı.Çünkü Delia ,Nini’nin kendini sevdiğini bildiği halde ona yüz vermiyordu . O da zaten son günlerinde hayattan iyice kopmuştu.Aslında Delia’da onu seviyordu ama şehirde yaşama sevgisi bu sevgiden daha üstün geldi ve onunla beraber olmadı.Delia amacına ulaşmıştı ve şehirde yaşamaya başladı.Ama bunu sağlayabilmek için çok şeyini kaybetti.

3)KİTABIN ANA FİKRİ:İnsanlar ellerinde bulundurduklarıyla bazen yetinmek zorundadırlar.Yoksa ellerindekileri de kaybedip, bundan çok daha kötü bir duruma düşebilirler.

4)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
DELiA:Kendini beğenmiş ,lükse düşkün ,şehir hayatını çok seven bir kız.Bununla beraber de çok küstah birisi.İnsanın annesinin ve babasının kıyafetleri nasıl olursa olsun ,insan onlardan utanamaz.Ama kız utanacak kadar nankör.
AZALiA:Delia’nın ablası.O da Delia gibi kendini çok beğenmiş ,şehirde yaşayan bir lüks düşkünü.
NİNİ:Delia’yı çok seven fakat sevilmediğini düşünen ve fabrikada çalışan bir genç.
GULiO:Delia’yı o kadar da çok sevmemesine rağmen onunla evlenmek zorunda kalan bir genç.

5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Yaşanılabilecek bir olayı anlattığından ders verebilecek bir nitelikte.Yazarın uslubu da iyi.Olaylar çok akıcı bir şekilde anlatılmış.

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Nathalia Ginzburg İtalya/Polermo’da doğdu.Babası bir anatomi profesörü olan yazarın küçük yaştaki farklılıkları onu arkadaşlarından ayırmıştır.Yazı hayatına kısa hikayeler ile başlayan yazar ,Rus-İtalyan Edebiyatları ile ilgili bir çok yazı yazmıştır.İlk nobel ödülünü özgün adıyla  ‘La strada che va in citta ’ (Kente Giden Yol) olan eseri ile 1942 yılında almıştır.1945-1949 yılları arasında İtalya Turin Üniversitesinde çalışmıştır.1950 yılında ikinci eşi ,Roma Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı ile uğreşan    Gabriel Baldini ile evlenmiştir.Kocası ölünceye kadar (1969) Roma ‘da daha sonra da 1959-1961 yılları arasında çalıştığı Londra ‘da yaşamıştır.Yazarın eserlerinin çoğu küçüklükte yaşadıgı olaylardan ve Turin  Üniversitesindeki hatıralarından esinlenerek yazılmıştır.Ginzburg  7 Ekim 1991 yılında kanser hastalığından dolayı ölmüştür.
Başlıca eserleri:
·    LA STRADA CHE VA IN CITTÀ, 1942 (Kente Giden Yol)The Road to the City
·    È STATO COSI, 1947 - The Dry Heart
·    VALENTINO, 1951
·    TUTTI NOSTRI IERI, 1952 – Bütün Yarınımız / All Our Yesterdays
·    LA MADRE, 1957
·    SAGITTARIO, 1957
·    LE VOCI DELLA SERA, 1961 – (Akşamki Sesler)Voices in the Evening
·    LE PICCOLE VIRTÚ, 1962
·    LESSICO FAMIGLIARE, 1963 –(Aile Söyleyişleri) Family Sayings
·    TI HO SPOSATO PER ALLEGRIA, 1966 – (Seninle Eğlence Olsun Diye Evlendim)I Married You for the Fun of It
·    FRAGOLA E PANA, 1966
·    LA SEGRETARIA, 1967
·    L’INSERZIONE, 1968 – (Reklam)The Advertisement
·    MAI DEVI DOMANDARMI, 1970 –(Hiçbir Zaman Bana Sormamalısın) Never Must Ask Me
·    PAESE DIE MARE, 1972
·    CARO MICHELE, 1973 – (Yol Yok)No Way
·    PAESE DI MARE, E ALTRE COMMEDIE, 1973
·    VITA IMMAGINARIA, 1974 –( Hiçbir Zaman Bana Sormamalısın) Never Must You Ask Me
·    FAMIGLIA, 1977 – (Aile)Family
·    BORGHESIA, 1977
·    LA FAMIGLIA MANZONI, 1983 –(manzoni Ailesi) The Manzoni Family
·    LA CITTÀ E LA CASA, 1984 – (Şehir ve Ev)The City and the House - Kotina ystävyys
·    L’INTERVISTA, 1988 - Haastattelu
·    SERENA CRUZ, O LA VERA GIUSTICA, 1990 - Serena Cruz, or True Justice

Yorumlar

Nehir Tanrısı Wilbur Smith

KİTABIN ADI: NEHİR TANRISI
KİTABIN YAZARI: WILBUR SMİTH
YAYIN EVİ VE ADRESİ: ALTIN KİTAPLAR, CAĞALOĞLU/ İSTANBUL
BASIM YILI: 1997

1.    KİTABIN KONUSU: Kitap mısır halkının firavuna, savaşlara, çetelere ve her türlü zorlığa karşı vermiş olduğu mücadeleyi anlatıyor.
2.    KİTABIN ÖZETİ:

Ağır, yorgun ve aynı zamanda bal renginde akan nehirde tekneler sırayla dizilmişler; her taraftan türlü emirler yağdıran efendilerinin kontrolü altındaki kölelerin dümeninde suyun üzerinde kayıp gidiyorlardı.
Sıradan bir aygır avı değildi bu defaki. Firavunun yeni eşininde katılımıyla her şey bir şölene dönüşmüştü. Lostris`in, bu onun yeni kadınlıok adıydı ve ölene kadar bu adı kullanacaktı, bu avda olması her şeye ayrı bir güzellik katıyordu. Etrafındaki herkese bende buradayım diyor ve kadınlığının o etkileyici gücünü her tarafa yayıyordu. Tanus`ta bu av partisine katılmıştı. Lostris`in kendisine ne denli aşık olduğunun farkında olmayan MISIR ORDULARI`nın firavunun ardındaki başkomutanıydı bu genç ve yakışıklı adam. Firavunun festival gecesi Lostris`i beğendiği anda firavunun yanında duran Tanus`u Lostris görmüş ve o da aynı anda Tanus`a aşık olmuştu ve bu aşkın ölene kadar süreceğini çok iyi biliyordu.
Çete savaşlarının ülkede sonsuz karmaşaya yol açtığı bir anda firavun babasından Lostris`i isterken aynı zamanda da ondan bir bir yıl içinde bu çeteleri bulup yok etmesini istiyordu. Her ne kadar örümcek başı, çetelerin lideri aslında Lostris`in babasıydı, bütün her şeyi Tanus`unüstüne yıkmaya çalışsada bir yıl sonra Tanus her şeyi bulup açığa çıkardı ve örümcek başı firavunun cellatlarına teslim edildi. Hiksoslar`ın aynı zamanlara rastlayan saldırısında firavun öldürüldü. Kraliçe halkını ve yanına alabileceği her şeyi alıp Nil`in doğduğu yere doğru yola çıktı. Amaçları orada tekrar güçlenmek,yeniden Mısır`ı eski gücüne kvuşturacak bir ordu hazırlayana kadar zaman kazanmaktı. Kraliçe bu yolculuk sırasında çok sevdiği Tanus`u da kaybetti. Aslında halk Tanus`u firavundan daha çok sevmişti. Orduların eşsiz komutanı hak ettiği ilgiyi en azından öldüğü zaman görmeliydi. İşte tüm halk gibi düşünen Taita eski dostu için son görevini çok iyi yaptı. Firavun için hazırlanan mezara Tanus`u, Tanus için haırlananada cesetleri değiştirerek firavunu koydu. Böylece firavunun tüm serveti ve zenginliği ile gömülen aslında tanus oluyordu. Nil`in doğduğu yerde MISIR halkı tekerleği ve arabaları geliştirerek geri döndü. Ülkeyi Hiksoslar`dan kurtardıklarında kraliçede artık ölüyordu. Kraliçe onca zorkuğa ve ilerlemiş yaşına rağmen güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişti ve Mısır halkı onu sonsuza kadar hatırlayacaktı.

3.    KİTABIN ANAFİKRİ: Aşk her türlü zorluğu yenmede her şeyin üstesinden gelebilir. Yeter ki, yüreğimizden aşk ateşi eksik olmasın.

4.    KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Lostris: Firavunla daha çocuk yaşta evlenir. Ülkenin geleceğini belirler ve halkına savaştan sonra yepyeni bir gelecek hazırlar.
Tanus: Kraliçe`nin aşığı ve ordunun firavunun ardındaki başkomutanıdır.
Taita: Büyücü, kahin doktor mimar kısacası o dönemde bir imparatorun yanında bulunan yardımcının taşıması gereken tüm özellikleri taşıyan bir karekterdir.

5.    KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap bence etkileyici ve sürükleyici bir dille yazılmış olup devamında YEDİNCİ PAPİRÜS adlı kitabın okunmasını gerekli kılacak türdendir.

6.    YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:Wilbur SMITH kitaplarında AFRİKA`yı konu edinen ve yazacağı her kitap için kitabında konu edeceği yerleri gidip gezen bir yazardır. Kendiside Afrika`da doğmuş olup halen Cape Town`da yaşamaktadır. Avcılık ve dağcılıkla uğraşır.

Yorumlar

Bütün Eserleri-2 Cengiz Aytmatov

KİTABIN ADI: Bütün Eserleri-2
KİTABIN YAZARI: Cengiz Aytmatov
YATIN EVİ VE ADRESİ: Ötüken Yayın Evi
Klodfarer cad. 40/7 Divantolu-İstanbul
BASIM YILI: 1990

1. KİTABIN KONUSU: Bir kırgız köyünden toplanan askerlerden biri askerden kaçar ve köyüne geri döner. Evinde kalamayan askerin ve karısının köyde başından geçenler anlatılıyor.

2. KİTABIN ÖZETİ:
İsmail ve Seyde yeni evlenmişlerdir.Köydeki her genç gibi İsmail de askere gitmiştir; ancak İsmail kaçar ve evine geri gelir. Evde kalamayacağını, sadece geceleri uğrayabileceğini,savaş bittikten sonra da uzak bir memlekete gidip orada yaşayacaklarını söyler. Seyde hergün İsmail’in saklandığı yere yemek götürmek, için odun toplamaya gider gibi yapardı.Mevsim kıştı, Seyde çok yorgun düşüyor, yine de her işi yapıyordu.O günlerde tekrar bir kafile istediler askerden ve köyün daha gençleri de askere çağrılıyordu. Cumabay, ismail’in kardeşi, de çağrılmıştı. Son gece sabaha kadar eğlendikten sonra onlar da askere gitti.
Totoy Seyde’nin komşusudur ve onun  kocası askerdedir.Postacı Kurman sonbahardan beri ikisine de muktup getirememekten çok üzgündür. Zaten bu iki kadına köy çok acıyordu.
Mırzakul köy başkanı idi ve sık sık bu iki kadını ziyarete gelirdi. Önce Totoy’a uğrardı. Seyde Mırzakul’u her görüşünde tedirgin olur, korkuya kapılırdı. Bu onda bir huy, refleks haline gelmişti. He defasında “senin İsmail nerde? Onu nerde saklıyorsun?” diyecekmiş gibi gelirdi ona.
Kışın en şiddetli günleri geldiğinde Seyde çok zor durumdaydı. Yiyecekleri çok azalmıştı. Mısırını kendi el değirmeninde övütüyordu. Bu zor günlerin gecelerinde İsmail eve zor gelirdi ki gelir gelmez üzerindeki bitli kabut atar ve ocağın başında bağdaş kurardı.
Bir gün köye baydalı’nın,Totoyun kocası,ölüm haberi geldi. Mektupta anlatılana göre birlik nehir ile mayın tarlası arasında sıkışmış ve askerler vurulup ölüyor ama kimse mayın tarlasına girmeye cesaret edemiyormuş. O zaman Baydalı öne atılmış, mayınlar patlamışve böylece açılan gedikten geçip kurtulmuşlar.Kimse bu haberi Totoy’a sonbahara kadar belli etmeyecekti ancak kadınlardan biri bir gün ağzından kaçırdı.
Ertesi gün Kurman Seyde’ye geldi ve konseyin onunla görüşeceğini söyledi.Köy meclisine geldiğinde çok bitkindi; çünkü niçin çağrıldığını biliyordu. Yine de kararlıydı kocasını teslim etmemeye.Müfettiş ona İsmail’in yerini sordu. Bütün olduğu gibi bu soruya da bilmiyorum dedi. Soruşturmadan sonra Mırzakul Seyde ile konuşmuş ancak Seyde’nin “senin gibi gitseydi de kollunu mu yitirseydi” sözünden sonra onu tartakladı hatta kamçıladı.
İlkbahar yaklaşırken yiyecek sorunu iyice artmıştı. Herkes ineklerin doğurmasını bekliyordu. İnekler doğurunca sütleri de olacaktı yağları da. O günlerde felaket sayılacak bir şey olmuştu. Totoy’ların inekleri yoktu ambarın kilidi kırılmış götürülmüştü. Hemen hemen bütün köy toplanmıştı Totoy’ların avlusuna. Sonra binebilenler atlara bindi binemeyenler yaya olarak aramaya koyuldular, her yöne dağıldılar. Seyde İsmail’in bulunacağından korktu. Bunun için bir an önce inek bulunmalıydı. Bulamadılar. Seyde de bulamadı. Eve sürünerek gelebilmişti. Hemen uykuya dalmıştı. Gecenin ilerleyen bir saatinde kapı çalmaya başladı. Seyde zor kalkabildi yerinden. Kapıyı açtığında karşısında İsmail’i gördü. İsmail’in elinde et vardı. Seyde donakaldı. İsmail konuşuyor, azarlıyor, kızıyor, nefret kusuyordu bir yandan da Seyde’ye yaptığının haklı olduğunu söylüyordu;ancak Seyde hiç konuşmuyordu. Ertesi gün seyde eti ve çocuğunu alıp evden çıktı. Seyde ilerliyor Mırzakul ve iki asker de peşinden geliyorlardı. İsmail’in saklandığı yere gelmişlerdi. İsmail mırzakul’u vurdu. Seyde ilerlemeye başladı birden yüzyüze geldiler. O zaman İsmail Seyde’yi tanıyamadı.onun karşısında kendini çok güçsüz hissetti ve teslim oldu.
3. KİTABIN ANAFİKRİ: Toplumsal çıkarla kişisel çıkarlardan daha önemlidir. Bunu er ya da geç herkes anlar
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Olaylar genelde Seyde’nin etrafında gelişiyor. Seyde genç, güzel, kocasına bağlı bir kadın. İsmail ise Seyde’nin kocası başta iyi iken sonradan kötü adam oluyor. Mırzakul köy başkanı ve İsmail’in akrabası. İsmail’in savaştan dönmeyeceğini düşünüyor ve gözü seyde’de. Totoy seyde’nin komşusu kocası Baydalı askerde ölüyor. Çocukları var ve en büyüğünün ismi Asantay. Kurman köyün postacısı.
5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap sade bir dille yazılmış, sürükleyici ve kişi sayfaları okurken sahne kendiliğinden gözünde canlanıyor. Özellikle son bölüm. Kitabı hikaye severler için tavsiya ederim

Yorumlar

Handan Halide Edip Adıvar

KİTABIN ADI: HANDAN
KİTABIN YAZARI: HALİDE EDİP ADIVAR
YAYINEVİ VE ADRESİ:ATLAS KİTABEVİ
BASIM YILI: NİSAN 1995 (21 BASKI)
1.KİTABIN KONUSU: Kitaptaki olaylar,Abdülhamit’in istibdad döneminde geçmektedir.Bu bağlamda kitabın konusu bize o güne ait bilgiler vermektedir.Kitap,bir aşk hikayesi etrafında o günün sosyal yaşamı,kültürel yapısı ve istibdad dönemindeki Türk aydınlarının başlattığı yeni sosyal akımlardan bahsetmektedir.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Refik Cemal evlenmek üzeredir.İstediği kızı yaşadığı mahallenin o döneme göre aykırı gözüken fertlerinden olan dört kız kardeşten biridir.Daha doğrusu Refik Cemal’in evleneceği kız diğerlerinin kuzenidir.Reifk Cemal birarz heyecanlı vede çekingen olarak bu işe kalkışmış ve babasını Neriman’ı istetmeye yollamış.Neriman onun fotoğrafını görünce hemen evlenmeyi kabul etmiştir.Refik Cemal bir akşam Neriman’la tanışmak için yemeğine igtmiş.Refik Cemal Neriman’I görünce ona vurulmuş işte hayatımın kadını bu diye düşünmüştür.Yemekte Cemal bey ile koyu sohbete dalmışlardı.Fakat maada boş bir sandalye Refik Cemal’in dikkatini çekmiştir.Tam soracağı sırada Neriman çok kutsal birinden bahsedermiş gibi keşke Handan’da burda olsa diye iç geçirmişti.Cemal beyde Handan’dan bahsetmeye başladı.Handan’ın çok zeki,öğrenmek için çok azimli,çok kültürlü ve çok güzel olduğundan bahsetmişti.RefikCemal Handan’ın çok özel bir yeri olduğunu anlamıştı.
Refik Cemal bir an önce düğün hazırlıklarına başlamak istediğini bildirince Cemal bey bunu hemen kabul etmiş ve düğün hazırlıklarına başlanmıştır.Tüm bu işler devam ederken Neriman Avrupa’da bulunan Handan’a danışmaktadır.Bu durum Refik Cemal’i biraz kızdırıyor olsada pek sesini çıkarmamıştır.Çünkü Handan’ın beğendiği ev eşyaları,Neriman’a beğendiği kıyafetler gerçekten onun da hoşuna gitmişti.Nihayet düğün günü gelir çatar.Refik Cemal rüyalarını süsleyen meleği Neriman’a kavuşur.Aradan bir tıl geçer.Neriman hamile kalır.Fakat tam bu sırada Abdülhamit’in hafiyeleri Refik Cemal’in peşine takılır.Çünkü Refik Cemal kendini geliştirmiş gerçek bir Türk aydınıdır ve istibdad dönemi bunu kabul etmemektedir.Refik Cemal sürgüne gitmektense kendi isteğiyle londra’ya tayinini ister ve yaptırır.tam bunu eşine söyleyeceği zaman Refik Cemal ve Server’in ortak arkadaşı olan ve Abdülhamit’in hiç sevmediği ateşli bir Türk aydını olan Nazım’ın amcası köşke gelmiştir.Bu arada Nazım bir süre önce tutuklanmış ve hapishanede intihar etmiştir.O akşam Neriman’da bir tuhaflık vardır.ağlamaktan gözleri şişmiştir.Refik Cemal sorduğunda Nazım için ağladığını söylemiştir.kıskançlık Refik Cemal’I farklı şeyler düşünmeye itmiş ve ilk defa Neriman’a kötü davranarak onu konuşturmaya çalışmıştır.Neriman kendisinin Nazım ile bir ilişkisinin olmadığını söylemiş fakat bu konuyu şimdi anlatamayacağını söylemiştir.Bu olaydan sonra Refik Cemal,Handan ve Nazımla ilgili konuyu hiç açmamıştır.Refik Cemal londra’ya giderek işe başlar.Neriman’da Handan ile Nazım’ın ilişkisini anlatmaya karar verir ve Handan’ın tüm mektuplarını Refik Cemal’e göndermeye başlar.Bu arada Refik Cemal bir kilisede Handan ile karşılaşır ve Handan onu otele davet eder.Handan onu çok iyi karşılar fakat eşi Hüsnü Paşa aynı şekilde davranmaz.Zaten Hüsnü Paşa çok ters bir insandır.
Gelelim Handanla Nazım’ın hikayesine.Handan 13-14 yaşlarında iken kendini çok geliştirmiş ve artık yaşlı insanlarla muhatap olavak düzeydedir.Nazım’ın amcasıda bunlardan biridir ve Nazım’ın Handan’a ters vermesini ister.Bir süre sonra Nazım ders vermeye başlar.Bu dönemde birbirlerine iyice aşık olurlar.Fakat Nazım Handan’a aşkını direkt söyleyemez ve ona sen bana ideallerime ulaşırken yardımcı olacak bir eşsin diye ona aşkını anlatmaya başlar.Handan buna çok sinirlenir ve Nazım’ın evlenme  teklifini reddeder.Bu olaydan kısa bir süre sonrada Handan Hüsnü Paşa diye biriyle evlenir.Bu acı olaya dayanamayan Nazım Handan’a bir mektup yazar ve intihar eder.REFİK cemal bunları Neriman ve  Handan’ın mektuplarından öğrenir.Bu yüzden Handan’dan hoşlanmamaktadır.Ama Handanla sohbet etmekten çok hoşlanmaktadır.Refik Cemal Londra’ya gittikten sonra eşini de yanına alır.Handan’da sık sık onlara gitmeye başlar.Bu arada Hüsnü Paşayla Handan ayrılmış ve Handan bunalıma girerek hafızasını kaybetmiştir.
Refik Cemal Handan’ın bakımını üstlenir ve beraber Sicilya’ya giderler.Orada birbirlerine aşık olurlar.Bir ay sonra Handan iyileşir.Fakat Handan Neriman’a ihanet ettiği içğin çok üzülmektedir.Bu üzüntüden dolayı tekrar hastalanır ve vefat eder.Refik Cemalle aralarındaki aşk dedikodu olarak kalır.Kimileri Handan’a kızar ve ölümüne sevinir,kimileride onun çektiği acılardan dolayı ona acırlar.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :Kitabın anafikrini şu atasözüyle açıklayabiliriz.’Ne oldum dememeli ne olacağım demeli’.Çünkü herkes Handan’I iyi bir yaşamı olacağını beklerjen tam tersi bir yaşam onun olmuştur.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLERIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HANDAN:Kızıl saçlatra sahip çok çekici bir insandır.Ruhi olarakta cesur ve atılımcıdır.
REFİK CEMAL:Esmer,uzun boylu yakışıklı biridir.Ruhi olarakta kendini geliştirmeyi seven ve kültürel ortamlardan hoşlanan biridir.
NAZIM:Sarı,uzun saçlıdır.Duygulu ve biraz alaycı güleç yüzlü bir insandır.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap etkili bir anlatıma sahip ve insanlara gerçekten yararlı olabilecek ve hayatın içinden konulara yer veren güzel bir romandır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Halide Edip  ADIVAR 1882’de İstanbul’da doğmuştur.Anerikan kolejini bitiren ilk Türk kızıdır.İlk romanları daha çok ferdi aşk hikayeleri daha sonraları belgesel türündedir.

Yorumlar

hosting