Özel Arama

Archive for Yabancı Kitap Özetleri

Ateş Geçitleri Steven Pressfield

KİTABIN ADI: ATEŞ GEÇİTLERİ
KİTABIN YAZARI: STEVEN PRESSFIELD
YAYIN EVİ VE ADRESİ: BİLGE KÜLTÜR SANAT
CAĞALOĞLU / İSTANBUL
BASIM YILI: MART - 2001

KİTABIN KONUSU: Kitap, Perslerin Balkanlar’ı işgali sırasında Ispartalılar ile aralarında geçen savaşı konu almaktadır.

KİTABIN ÖZETİ:
M.Ö. 482 ylında emrindaki, Heredot’un belirtiğine göre, iki milyon askerden oluşan Pers İmparatorluk ordusu Hellespontos’u geçerek, Hellen topraklarını istila etmek üzere yola çıktılar.
Çaresiz kalan Ispartalılar, bir oyalama taktiği olarak Termopilai geçidine üç yüz seçilmiş asker gönderdiler. Burada dağlarla denizler arasında geçitler o kadar dardı ki, Pers kuvvetlerinin en azından bir kısmı nın etkisiz kalacağını umuyorlardı.
Canlaronı feda etmeye hazır seçkin bir kuvvetbirkaç günde olsa istilacı milyonları durdurabildi.
Üç yüz Ispartalı ve müttefikleri, istilacılara yedi gün boyunca karşı koyabildi. Sonunda yenildikleri ana kadar, silahları parçalanıp tükendiğinde bile elleriyle ve dişleriyle savaştılar.
Ispartalılar ve Thespialı müttefikleri, kanlarının son damlasına kadar savaşmışlardır.kendi canlarını feda ederek gösterdikleri cesaret sayesinde hellenler bir araya gelerek; o sene , Persleri Salamis ve Plataiai’de mağlup ederek Batı’da henüz filizlenmekte olan demokrasi ve bağımsızlık kavramlarını kurtarmışlardır. Kitapta savaştan sonra ele geçen tek canlı Ispartalı bütün bunları ve Ispartalılar’ın savaşçılığını Pers imparatoruna anlatmaktadır. Ağır yaralı olduğu için daha sonra ölür.
KİTABIN ANAFİKRİ: vatan savunması için canını vermekten çekinmeyeceksin; gelecek nesilere özgürlüğünü vermiş olmak, bir korkak olarak yaşamaktan çok daha onurludur.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
·    KSERKSES: Pers kralıdır. Sinirli hırslı biridir. Kendine çok güvenir.
·    DİENEKES: Çok bilgili, çok zeki ve vatanına bağlı büyük bir Ispartalı komutandır.
·    ALEKSANDROS: İlerde büyük bir komutan olmak isteyen genç ve cesur bir Ispartalı subaydır.
·    POLYNİKES: Cesur, vatansever, yanı zamanda çok iyi bir sporcu olan bir ıspartalı komutandır. Acımasız, kararlı, güçlü kişiliği göze çarpmaktadır.
·    LEONİDAS: Cesur, gözüpek bir kraldır. Bilgeliği ve cesaretiyle daima Ispartalılara örnek olmaktadır.

Yorumlar

Ramses, Kadeş Savaşı Christian JACQ

KİTABIN ADI: Ramses, Kadeş Savaşı
KİTABIN YAZARI: Christian JACQ
YAYINEVİ VE ADRESİ: Remzi Kitabevi
BASIM YILI: 1999

1.KİTABIN KONUSU: Kitap, M.Ö. 13. yy.da Mısır firavunu I. Seti’nin ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Ramses’in firavunluk döneminde ülkesinde ve çevresinde dönen entrikaları ve Mısır’ı tehdit eden Hititlilerle yapılan Kadeş savaşını anlatmaktadır.

2.KİTABIN ÖZETİ:
II. Ramses, babası I. Seti’nin ölümünden sonra M.Ö. 1279 yılında tahta çıkmıştır. Ancak  genç yaşı ve deli dolu haraketleri ile tepkiler almıştır. Bu işi yapabilecek, yani Mısır’ı yönetecek bir firavun olarak görülmemiştir. Ayrıca kendisinin firavun olması gerektiğini düşünen ağabeyi Şenar’ın da büyük düşmanlığına maruz kalmıştır. Bunlara rağmen Ramses, büyük başarılara imza atmış, çeşitli yerlere tapınaklar yaptırmış, ve Memfis’te bulunan ülke merkezini Pi-Ramses’e  taşımıştır. Böylece çevre ülkelerin oluşturdukları tehlikelere karşı yapılan savunma savaşlarını da daha hakim bir yerden yönetmeyi amaçlamıştır.
Fakat ağabeyi Şenar, vazo ticareti ile uğraşır görünen bir Hitit casusu ile işbirliği yaparak kardeşi Ramses’ı Hititliler karşısında yenik duruma düşürüp onun yerine firavun olmayı ve ülkeyi yönetmeyi amaçlamıştır. Kızkardeşi Dolant ve kocası, kendini Libyalı bir büyücü olarak tanıtan Ofir isimli, Hitit casus şebekesinin başı olan birinin yalanlarına uyarak Ramses’e ve karısı Nefartari’ye karşı çeşitli kötülükler yapmaya kalkışmışlardır. Ofir, tek tanrılı bir dini yaymaya çalışan biri olarak kendini tanıtmış, Ramses’in veyandaşlarının inandığı tanrıların sahte olduğuna ve ülkeyi felakete götüreceğine halkı inandırarak taraftar toplamaya başlamıştır. Böylece, çok tanrılı bir din anlayışı olan Mısır’da iç kargaşalık yaratmaya çalışmıştır. Aynı zamanda Ramses’e ve karısına karşı büyüler yapmış  onları yok etmeye çalışmıştır. Fakat bütün bunların altında yatan asıl amaç yaptığı casusluğu örtbas etmek Hititlilere daha rahat bir biçimde mesajlarını iletmektir.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen, talih Ramses’ten yanadır. Ayrıca yakın arkadaşlarından dışişleri ustası Aşa, büyücü Seatu ve başkatibi Ameni ona her konuda yardım etmekte bütün kötülüklere karşı onun yanında yer almaktadırlar. Ayrıca Ramses’in yakın korumalığını üstlenen aslanı ve köpeği de ona hiçbir düşmanı yaklaştırmamaktadır.
Ülke içinde bu olaylar meydana gelirken  ülkeyi ve Ramses yönetimini yok etmeyi amaçlayan bu kadar faaliyetin yanında dış tehdit olan Hititliler de boş durmamakta Mısırlılara karşı bir saldrı planlamaktadırlar.
II. Ramses, bütün bunları izledikten sonra ülkesini ve askerlerini bu savaşa hazırlamaya başlamıştır. Emrindeki komutanlar ve askerler ise bu savaşın ülkeyi felakete sürükleyeceğini Hititlilerin Mısır’ı yenip ülkeyi paramparça edeceklerini savunuyorlardı. Fakat Ramses kendinden emin bir şekilde savaşın ülkesi ve firavunluğu için gerekli olduğunu ileri sürerek adamlarını ikna etmiştir.
Bir süre sonra hazırlıklarını tamamlayan Ramses ilk olarak Hititlilerin ele geçirdiği kaleleri kolaylıkla geri alır. Daha sonra gözde kalesi olan Kadeş’te çarpışmaya karar verir. Bu kararda en önemli etken, Hititlilerin içine casus olarak sızan Aşa’nın verdiği bilgiler olmuştur. Çünkü Aşa Hititlilerin içine sızp onların saldırı planladığını öğrenmiştir.
Ramses de bunun üzerine Kadeş’e doğru harekete geçmiştir. Amacı Kadeş’i ele geçirmektir. Bu amaçla emrindeki dört tümen ve yardımcı kuvvetlerle bugünkü Suriye’de çeşitli kaleleri ele geçirir. Oradan da Kadeş’e yönelir. Buna karşılık da Hititlerin imparatoru Muvatallis Kendisine bağlı devletlerden büyük bir birlik oluşturur. Tabii bu arda Hititliler arasında da çeşitli iktidar savaşları olmaktadır. Hitit İmparatoru Muvatallis oğlu Urhi-Teşhup’a orduyu eğitme görevi vermiştir fakat ona güvenmemektedir. Bu nedenle asıl savaş planını oğluna açıklamamış, yerine onun kardeşi iyi bir diplomat olan Hattuşil ile ortaklaşa bir plan geliştirmiştir. Muvatallis, bu savaşın kendi imparatorluğunu sağlamlaştırmak ve Hititlilerin yayılmacı politikasına ters düşmediğini göstermek ister. Oğlu Urhi-Teşhup da savaşın başarısına sahip çıkarak iyi bir komutan olduğunu kanıtlayıp babasının tahtına geçmeyi planlamaktadır.
Muvatallis, kendi birliklerini ve bağlı devletlerden oluşturduğu birliği kentin arkasındaki tepeye saklar, fakat ordunun daha kuzeyde Halep’te olduğu yönündeki yanıltıcı haberleri yayar. Ramses’in Kadeş yakınlarına geldiğinde çıkardığı bir keşif kolu, köylü kılığında iki Hititli öncü askeri yakalayıp getirir. Bu askerlerin söylediklerine kanarak Asi ırmağı vadisi boyunca dar bir yürüyüş kolu halinde ilerlemeye başlayan Ramses ve ordusu tepenin ardından çıkan Hititlilerle karşılaşınca şaşkına döner. Hititliler ırmağı geçerek Mısırlıların bir tümenini bozguna uğratır ve Mısır kampına doğru hücuma başlarlar. Ardından bir tümeni daha dağılan Ramses, Hititlilere arkadan saldıran yardımcı kuvveti ve kendisinde bulunduğu iddia edilen güneşin gücüyle Hititlileri ırmağın kıyısına kadar itmeyi başarır.Hatta Hititliler bir süre sonra Kadeş kalesine sığınmak zorunda kalırlar. Muvatallis, savaşın galibi olarak Ramses’i gösteren ve kendisini yenilmiş ilan eden resmi bir belgeyi Ramses’e vererekyenilgiyi kabul eder. Böylece Ramses, Aşa’yı kurtarır ve arkadaşlığa verdiği önemi kanıtlar.
Daha sonra ülkesine dönen Ramses başarılı  bir komutan ve güçlü bir firavun olarak ülkesinde coşkuyla karşılanır. Burada ağabeyi Şenar, yaptığı kötülükler ve işlediği suçlardan dolayı tutuklanır. Fakat ellerinden kaçar. Casus Ofirde ülkeden kaçar. Ofir’in etkisinde kalan Musa Ramses’in kızkardeşinin kocasını öldürdükten sonra ülkeden kaçar ve Yahudileri biraraya getirmeye çalışır. Yavaş yavaş tektanrıcı anlayış içinde Tanrı’ya yönelmiş peygamberliğini ilan ederek firavuna karşı çıkmaya hazırlanmaktadır. Bu arada casus Raya, bir kaza sonucu ölür.
Firavun II. Ramses’in ülkesi ve firavunluğu o anda tehlikeden arınmış görünmektedir. Fakat tehlikeler tamamen yok olmamıştır. Ramses’in bütün düşmanları ona ve Mısır topraklarına karşı tekrardan güçbirliği yapıp saldırmak için uygun zamanı beklemektedirler.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Ağabeyi ve düşmanları tarafından engellenmek istenen II. Ramses’in hayat serüveni boyunca yaşadıklarını ve Mısır’a kazandırdıklarını anlatmaktadır.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLERIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
II.Ramses: Mısır kralıdır.
Nefertari   : II.Ramses’in karısıdır.
Musa        : II.Ramses’in yakın arkadaşlarından birisidir.
Aşa           :  Mısır’ın dışişleri bakanıdır.
Ameni       :  Sandalet taşıyıcısı ve başkatiptir.
Şenar        : II.Ramses’in ağabeyidir.
Dolant       : II.Ramses’in kızkardeşidir.
Ofir            : Libyalı büyücü ve casus şebekesinin başıdır.
Raya          :Vazo ticaretiyle uğraşan Hitit casusudur.
Mutavallis  : Hitit imparatorudur.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Her ne kadar kitapta bir tarihi olay ele alınıyor olsa da, eser bir tarih kitabı veya bilimsel araştırma şeklinde ele alınmıştır. Kitap durağan ve tasvirlerle bezenmişti. Buna ek olarak tam bir subjektiflikle anlatılmıştır. Zaman zaman zor sıkılan okurların bile sınırlarına dayandığını söylemeliyim.
Birbirinden bağımsız gibi görünen bir sürü olayın kitabın sonunda kesişmesi ise kitabın üslubuna ayrı bir renk katmış. Kitap öyküsü ve sürükleyici serüveni açısından oldukça başarılı olmuş. Fakat çeviri bir kitap olmasından kaynaklandığını düşündüğüm büyük bir boşluk kendini hissettirmiş.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1947′de Paris’te doğdu. 13 yaşındayken hayatına yön verecek kitabı okudu: Jacques Prienne’nin “Eski Mısır Uygarlığı Tarihi”. Bunu takip eden 5 yıl içinde 8 roman yazdı. Böylece edebiyat kariyeri başlayan Jacq, 50 yaşına geldiğinde 50′nin üstünde eser vermişti. 17 yaşında Mısır’da geçirdiği balayı sırasında II. Ramses’in devrilmiş olan dev heykeliyle ilk kez karşılaştı. Jacq’ın kaderi artık belirlenmişti. 21 yaşında Sorbonne Üniversitesi’nde Mısır bilimi (Egyptology) ve arkeoloji eğitimi gördü. Çalışmalarını sürdürüp Eski Mısır konusunda doktora yaptı. 1986′da doktora tezi Editions du Rocher tarafından yayınlandı. Böylece akademik kariyeri ve ünü sağlamlaştı. 20 bilimsel makale yayınladı. “Büyük Firavunların Mısır” adlı makalesi 1981′da Academie Française ödülünü aldı. 1987′de yazdığı “Mısırlı Champollion” adlı romanıyla dikkatleri çekti ve büyük bir ün kazandı. Tehlikede olan tarihi alanların korunması için halen başkanlığını sürdürdüğü Ramses Enstitüsü’nü kurdu. 1995 yılında Alexander Dumas’nın ve 19. yüzyılın diğer ünlü dizi roman yazarlarının izinden giderek II. Ramses’in hayatını anlatan 5 ciltlik romanını yazdı.

Yorumlar

İçimizdeki Şeytan Raymond Dagiduget

KİTABIN ADI :İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
KİTABIN YAZARI :RAYMOND RADİGUET
YAYIN EVİ VE ADRESİ : CAN YAYIEVİ .TEKNOGRAFİK
MATBASI .Çağaloğlu /İSTANBUL
BASIM YILI :1987

1)KİTABIN KONUSU:Kitapta küçük bir çocuğun kendinden büyük birini sevmesi ve bundan sonra oluşan olaylar anlatılmaktadır.

2)KİTABIN ÖZETİ:Kitabımızın kahramanı daha ilkokul sıralarında okuyan küçük bir çocuktur.Daha küçük yaşta başında kavak yelleri esen bu çocuğun ilk aşkı ilk okuldayken tanıştığı ve deli gibi sevdiği Carmen’di.Carmen’e karşı olan sevgisi belirli bir süreye kadar pilatonik olmuştur.Bir gün artık dayanamayıp ona aşkını anlatmayı düşünmüş ama bunu gidipte yüzüne karşı konuşarak değil de ,bir mektupla yapmıştır.Kız fazla hoşlanmamış olacak ki bu durumu öğretmenine söylemiş ve çocuk bir gün okula geldiğinde öğretmeni tarafından karşılanıp bu olayın hesabını vermek zorunda kalmış.Öğretmeni böyle bir olayın bir daha tekrarlanmamasını ister ve mektupla ilgili çocuğu, babasına birşeyler anlatmakla tehdit eder.Çocuk öğretmenini ne kadar anlatmamasında ikna etse de eve gidince olayı kendisi babasına anlatır ve babası da bu olaya çocuğun tahmin ettiği gibi kızmaz.
O seneden sonra annesi ve babası onu artık bu okuldan almaları gerektiğini düşünmeye başlamışlardır.Belli bir süre sonra onu Henry 4 lisesine yazdırılar .Bu arada çocuk en sevdiği arkadaşı Rene ile artık ayrı okulda okumak zorunda kalmıştır. İlk bahar geldiğinde babası ve kardeşleriyle gezip dolaşmayı çok sever ve değişik yerleri gezerdi .Bu gezilerinden birinde Marthe isminde kendinden büyük bir kızla tanıştı. O andan itibaren de Marthe’e karşı sevgi duymaya başladı.Marthe’ın kendisinden büyük olduğunu bildiği halde kendini bundan alıkoyamıyordu.Marthe Jaques isminde biriyle beraberdi ve yakın bir zamanda onunla evlenmeyi planlıyordu.Marthe ile tanıştıktan sonra oğlan onunla beraber dolaşıyor ve ona sevgisini göstermeye çalışıyordu.Bu arada okuluna da devam ediyordu.Zaman hızla geçti ve Marthe ‘ın Jaques ile evlenme vakti gelmişti.Çocuk bu evliliğe karşı gelmek istiyordu ama bunu nasıl yapabilirdi ki.Marthe evinin eşyalarını seçmesi için çocuğu da yanında götürmüştü.O da kocasının hiç sevmeyeceği eşyaları seçti ama Marthe buna hiç itiraz bile etmeden onun seçtiklerini alımıştı.Marthe evlendikten sonra kocası savaş çıkmasından dolayı savaşa gitti.Böylelikle o artık Marthe ile daha fazla görüşebilecekti.Günler geçtikçe aralarındaki bağlar daha da kuvvetleniyor ve birbirlarini daha çoksevmeye başlıyorlardı.Beraber dolaşmaları çevreden tepki alsada buna aldırış etmiyorlar ve devam ediyorlardı.Artık Marthe da açocuğa sevgiden başka duygular hissetmeye başlamıştı.Birbirlerine aşık oldular.Kızın annesi ve babası bu olaya çok kızıyor ama kızlarına bir şey diyemiyorlardı.Marthe aslında kendisini deliler gibi seven kocası Jaques’i de aldatmak istemiyordu.Ama o çocuğuda çok sevmişti.Her gün daha harap hale gelen Marthe artık bir de oğlandan çocuk bekliyordu.Ailesine de çocuğun kocasından olduğunu söylemişti.Hayat artık Marthe için çekilmez hale gelmişti. Çocuk Marthe’ın doğum yapması esnasındada evine gittiğinde.Kocasını bebeğe sarılmış ve Marthe ölmüş buldu.Marthe doğum sırasında ölmüştü.Çocuğun bebeğin iyI yetişeceği konusunda hiçbir tereddütü yoktu.Çünkü Jaques onu kendinin bebeği sanıyordu ve ona çok iyi bakacaktı.
3)KİTABIN ANA FİKRİ:İnsanlar hayatlarında bazen fazla düşünmeden aldıkları kararlar sonucunda pişman olabilirler.Marthe bağlı kalamayacağı bir erkekle evlendiği için pişmandır ama artık yapabileceği bir şey de yoktur.

4)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
MARTHE:Evlendiği kişiye bağlı kalamayan va başka birini çok seven evli bir kadın.
RENE:Çocuğun en iyi arkadaşı.Ama belli bir süre sonra onunla ilişkileri sona ermiştir.Çünkü araya bir kız girmiş ve ilgiler değişmiştir.
JAQUES:Marthe ‘ın kocası.Marthe çok fazla sevmesine rağmen ondan beklediği sevgiyi alamayan fakat gene de sevgisi sona ermeyen dürüst bir kişi.
5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Kitap insanların hataya düşebilecekleri bir konuda ders verici nitelikte.Kişiler hayatlarını etkileyecek konularda çabuk karar vermemelidirler.

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
RAYMOND RADİGUET:Raymond RADIGUET 3 haziran 1903 yılında Fransa’da doğmuş ve çok kısa bir süre sonra ölmüştür.1923 yılında ölen yazarın ölümünün nedeni tam olarak bilinmemektedir.İnançları pek kuvvetli olmayan yazar bunları kitaplarında çok zaman dile getirmiştir.Kadere inanmadığını bu nedenle kitaplarında belli eder.Yazarın kısa hayatı boyunca yazdığı 3 kitap vardır bunlar:
·    The Devil In The Flesh
·    Ile de France
·    Charles d’Orleans

Yorumlar

Kente Giden Yol Nathalia Ginzburg

KİTABIN ADI                    :KENTE GİDEN YOL
KİTABIN YAZARI           :NATHALİA GİNZBURG
BASIM YILI                     :1988

1)KİTABIN KONUSU:Kitap şehir yaşantısına çok fazla özenen Delia isminde bir kızın başından geçen olayları anlatmaktadır.

2)KİTABIN ÖZETİ:
Kitapta Delia isminde , şehir yaşantısını çok seven fakat köyde oturan bir kızın başından geçen olaylar anlatılmaktadır. Delia beş kardeşli ,babası çiftçi,annesi ev hanımı olan ve yavaş yavaş olgunlaşmaya başlayan bir kızdır.Kardeşlerinden en büyüğü de kentte oturan Azelia’dır. Ailesi fazla zengin olmayan Delia’nın en büyük isteği bir an önce zengin bir kişiyle evlenip şehirde lüks bir hayata sahip olmaktı.Ablası Azelia böyle yapmıştı ve şu anda şehirde çok lüks bir hayata sahipti.Delia kente her zaman kardeşleri ve uzaktan bir akrabası olan Nini ile beraber gider , annesi ve babasının kıyafetlerinin kötü olmasından dolayı onlarla dolaşmazdı.Kente gidiş  dönüşlerde Delia ,Gulio isminde bir gençle tanışmıştı.Onu tanıdığı içinde çok mutluydu.Çünkü Gulio’nun babası çok zengindi ve o, Delia’dan çok hoşlanıyordu.Bir gün Delia’nın babasına  kızının Gulıo ile dolaştığı haberi geldi ve ona çok kızdı.Ama kız gene de buna aldırış etmiyor onla dolaşmaya devam ediyordu.Kız devamlı evlilik hakkında konuşuyor ve Gulio da ona sınavlarından sonra evlenebileceklerini söylüyordu.Bu arada kız bir de Nini ile beraber dolaşıyor ve Guilo da bu olaya çok sinirleniyordu.Birgün Delia çok hastalandı ve kendisinin hamile olduğunu anladı.Ama bunu annesine söylemeye çok korkuyordu.Gene de cesaretini topladı ve annesine bu olayı söyledi.Annesinin kızmasını beklerken ondan umalmadık bir tepki aldı.Annesi bir çaresinin bulunabileceğini söylüyordu.Babası bu olayı duyduğunda ise çok fazla sinirlendi.Onu neredeyse öldürebilirdi.Kızı babasının hiç göremeyeceği bir yere saklamayı düşündüler.Bu amaçla da onu evin tavanına yerleştirdiler.Bir süre sonra buranın uygun olmadığını ve kızın halasının yanına gitmesi gerektiğini söyleyip oraya yolladılar.Halasında kaldığı sürece çok az kişi ziyarete gelmişti .Ama Gulio hiç gelmedi.Delia’yı bir korku sardı.Gulio’nun onunla evlenmek istemediğini düşünmeye başlamıştı.Bir gün şehre onun yanına gitti ve oğlanla buluştu .Gulio ona evlenmelerinin çok yakın olduğunu söyledi.Aradan belli bir süre geçtikten sonra Delia çocuğunu doğurmuş ve nikah tarihi gelmişti.nikah oldu.Nikaha kızın annesi ve babasını kıyafetleri kötü diye götürmemişlerdi.Nikahtan sonra Delia ‘ya Nini’nin ölüm haberi gelmişti.Bunun sorumlusunun da Delia olduğu apaçık ortadaydı.Çünkü Delia ,Nini’nin kendini sevdiğini bildiği halde ona yüz vermiyordu . O da zaten son günlerinde hayattan iyice kopmuştu.Aslında Delia’da onu seviyordu ama şehirde yaşama sevgisi bu sevgiden daha üstün geldi ve onunla beraber olmadı.Delia amacına ulaşmıştı ve şehirde yaşamaya başladı.Ama bunu sağlayabilmek için çok şeyini kaybetti.

3)KİTABIN ANA FİKRİ:İnsanlar ellerinde bulundurduklarıyla bazen yetinmek zorundadırlar.Yoksa ellerindekileri de kaybedip, bundan çok daha kötü bir duruma düşebilirler.

4)KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
DELiA:Kendini beğenmiş ,lükse düşkün ,şehir hayatını çok seven bir kız.Bununla beraber de çok küstah birisi.İnsanın annesinin ve babasının kıyafetleri nasıl olursa olsun ,insan onlardan utanamaz.Ama kız utanacak kadar nankör.
AZALiA:Delia’nın ablası.O da Delia gibi kendini çok beğenmiş ,şehirde yaşayan bir lüks düşkünü.
NİNİ:Delia’yı çok seven fakat sevilmediğini düşünen ve fabrikada çalışan bir genç.
GULiO:Delia’yı o kadar da çok sevmemesine rağmen onunla evlenmek zorunda kalan bir genç.

5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:Yaşanılabilecek bir olayı anlattığından ders verebilecek bir nitelikte.Yazarın uslubu da iyi.Olaylar çok akıcı bir şekilde anlatılmış.

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Nathalia Ginzburg İtalya/Polermo’da doğdu.Babası bir anatomi profesörü olan yazarın küçük yaştaki farklılıkları onu arkadaşlarından ayırmıştır.Yazı hayatına kısa hikayeler ile başlayan yazar ,Rus-İtalyan Edebiyatları ile ilgili bir çok yazı yazmıştır.İlk nobel ödülünü özgün adıyla  ‘La strada che va in citta ’ (Kente Giden Yol) olan eseri ile 1942 yılında almıştır.1945-1949 yılları arasında İtalya Turin Üniversitesinde çalışmıştır.1950 yılında ikinci eşi ,Roma Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı ile uğreşan    Gabriel Baldini ile evlenmiştir.Kocası ölünceye kadar (1969) Roma ‘da daha sonra da 1959-1961 yılları arasında çalıştığı Londra ‘da yaşamıştır.Yazarın eserlerinin çoğu küçüklükte yaşadıgı olaylardan ve Turin  Üniversitesindeki hatıralarından esinlenerek yazılmıştır.Ginzburg  7 Ekim 1991 yılında kanser hastalığından dolayı ölmüştür.
Başlıca eserleri:
·    LA STRADA CHE VA IN CITTÀ, 1942 (Kente Giden Yol)The Road to the City
·    È STATO COSI, 1947 - The Dry Heart
·    VALENTINO, 1951
·    TUTTI NOSTRI IERI, 1952 – Bütün Yarınımız / All Our Yesterdays
·    LA MADRE, 1957
·    SAGITTARIO, 1957
·    LE VOCI DELLA SERA, 1961 – (Akşamki Sesler)Voices in the Evening
·    LE PICCOLE VIRTÚ, 1962
·    LESSICO FAMIGLIARE, 1963 –(Aile Söyleyişleri) Family Sayings
·    TI HO SPOSATO PER ALLEGRIA, 1966 – (Seninle Eğlence Olsun Diye Evlendim)I Married You for the Fun of It
·    FRAGOLA E PANA, 1966
·    LA SEGRETARIA, 1967
·    L’INSERZIONE, 1968 – (Reklam)The Advertisement
·    MAI DEVI DOMANDARMI, 1970 –(Hiçbir Zaman Bana Sormamalısın) Never Must Ask Me
·    PAESE DIE MARE, 1972
·    CARO MICHELE, 1973 – (Yol Yok)No Way
·    PAESE DI MARE, E ALTRE COMMEDIE, 1973
·    VITA IMMAGINARIA, 1974 –( Hiçbir Zaman Bana Sormamalısın) Never Must You Ask Me
·    FAMIGLIA, 1977 – (Aile)Family
·    BORGHESIA, 1977
·    LA FAMIGLIA MANZONI, 1983 –(manzoni Ailesi) The Manzoni Family
·    LA CITTÀ E LA CASA, 1984 – (Şehir ve Ev)The City and the House - Kotina ystävyys
·    L’INTERVISTA, 1988 - Haastattelu
·    SERENA CRUZ, O LA VERA GIUSTICA, 1990 - Serena Cruz, or True Justice

Yorumlar

hosting